Lohusalık Nedir?


Lohusalık, doğumdan sonraki 6 hafta (42 gün) sonunda gebeliğin kadında meydana getirdiği fizyolojik ve psikolojik değişimlerin toparlanarak normal  hale dönme sürecidir. Lohusaysanız eski sağlığınıza ve gücünüze kavuşabilmeniz için bu dönemi ciddiye alıp,  her fırsatta dinlenmelisiniz. Üreme organları 6 haftada normal haline döner ve emzirmeyen annelerin büyük bir kısmı bu dönem sonunda adet görmeye başlar. Emzirenlerde ise adetlerin normale dönmesi 6 ayı bulabilir, hatta bu süreyi bir miktar daha aşabilir.

Lohusalıkta nelere dikkat  edilir?
Gebelikte olduğu gibi lohusalıkta da bazı konulara dikkat edilmelidir. Günümüzde normal doğumdan sonra 24 saat, sezaryenden sonra ise 48 saat hastanede kalmak yeterlidir.

Doğum sonrası eve giden anne doğum şekli ne olursa olsun mümkün olduğunca dinlenmelidir. Ancak bu dinlenme sürekli yatma şeklinde olmamalıdır. Ev içerisinde dolaşmak, basit ev işleri yapmak hem kişinin kendine olan güvenini arttırır, hem de kan dolaşımını destekler.

Doğum sonrası eve çıkan anne dilediği ve kendisine dokunmadığını bildiği her şeyi yiyip içebilir. Protein içerikli gıdalar ile taze meyve ve sebzeler özellikle önerilir. Süt veren annelerin günde ortalama 2600-2800 kalori almaları uygundur.

Bebek dünyaya geldikten sonra barsak hareketlerinde yavaşlama ve kabızlık olabilir. Bu nedenle dışkıyı yumuşatan lifli gıdalar ve bol sıvı alınması kabızlığı önlemek açısından yararlıdır.

Normal doğumdan sonra hemen, sezaryen sonrası ise 3. günden itibaren ayakta duş şeklinde banyo yapılabilir. Banyo esnasında zorlanmadıkça vajinaya su kaçmaz. Vajinanın yıkanması ise sakıncalıdır.

Doğum sonrası karın kaslarını güçlendirmek için egzersiz önerilir ancak egzersizlere 6 hafta sonra başlanmalı ve kasları çok zorlayan egzersizlerden kaçınılmalıdır.

Doğum sonrası cinsel arzularda bir süre azalma olur. Bu azalma genel olarak psikolojik kökenlidir. Doğumdan sonra 20-25 gün sonra cinsel ilişki olabilir. Emzirme döneminde yükselen süt hormonu,  kadında östrojen hormonunu baskılayarak vajinada kuruluklara yol açabilir.


Anne sütü
Hamilelik sırasında beslenmemize gösterdiğiniz özeni emzirirken de sürdürmelisiniz. Kısaca tekrarlarsak; taze sebze ve meyve ağırlıklı, posalı gıdalar içeren protein, kalsiyum ve demirden zengin gıdalarla beslenmelisiniz.

Sütün ana maddesi sudur, bol süt için, bol sıvı almalısınız. Günde en az 8, hatta 12 bardak su içmeniz ideal olur. Bizim  aldığımız su,  bebek  için de  yeterlidir. Bebeklerin  dört aya kadar su içmemeleri  uygundur, çünkü böbrekleri su içindeki mineralleri süzecek kadar gelişmemiştir.

Bebek ne kadar emerse o kadar çok hormon salgılanır ve süt üretilir. Bebeğe ek besin, su, biberon verildiği andan itibaren süt salgısı azalmaya başlar. Aksine bebeğinizin açlık belirtileri ortaya çıktıkça emzirdiğinizde ve her memede en az 10-20 dakika emmesine izin verdiğinizde,  süt üretimi bebeğe yetecek en ideal seviyeye ulaşır.


Emzirmenin anneye yararları
Emzirme anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirir. Emziren annelerin kendilerine güvenleri ve annelikten aldıkları haz daha fazladır.
Emzirme esnasında salgılanan oksitosin hormonu, rahimin etkili bir şekilde kasılmasını sağlar. Kasılmalar doğum sonrasında rahim  içinde açıkta kalan kan damarlarının uçlarının büzülmesinde etkilidir.
Emziren annelerin doğum sonrası kanama riski önemli ölçüde azalır.
Emziren anneler doğum sonrası daha kolay kilo verirler.
Emzirme eylemi annenin günlük enerji gereksinimini yaklaşık 500 kalori artırır.
Emzirme doğal bir gebelikten korunma yöntemidir.
Emzirmek anne için doğal bir sakinleştiricidir.
Emziren annelerde demir eksikliği anemisi ortaya çıkma riski azalır.
Emzirmek annenin ileride yumurtalık kanserine yakalanma riskini azaltır.
Emzirme anneyi ileride ortaya çıkacak osteoporozdan (kemik erimesi) korur.